Sosyal medyanın yaygınlaştırdığı “iyi görünme” baskısının, bireylerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

Uzmanlar, sağlıklı yaşam trendlerinin psikolojik açıdan yeni riskler doğurabildiğine dikkat çekiyor.
Günümüzde sağlığın; başarı, disiplin ve üretkenlik gibi ölçülebilir bir performans alanına dönüştüğü ifade ediliyor. Ne kadar spor yapıldığı, ne yenildiği, kaç adım atıldığı gibi göstergelerin bireyin değeriyle ilişkilendirilmesi, öz-değer algısının beden merkezli bir yapıya sıkışmasına neden olabiliyor. Bu durum, sağlığın iyi hissetmekten çok iyi görünmekle kanıtlanması gereken bir hedefe dönüşmesine yol açıyor.
Aşırı sağlıklı yaşam takibinin; kaygı, takıntı, yeme bozuklukları ve tükenmişlik gibi sorunları beraberinde getirebildiği vurgulanıyor.
Popüler kültür ve sosyal medyada sıkça verilen “yeterince istersen sağlıklı olursun” mesajının, bireyler üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu belirtiliyor. Bu baskının süreklilik zorunluluğu, kontrol hissi ve suçluluk döngüsü yaratarak ruhsal iyilik hâlini zedeleyebildiği ifade ediliyor.
Sağlığın içsel bir denge olmaktan çıkıp yalnızca beden görünümüne indirgenmesi, yorgunluk, kaygı ve depresyon gibi duyguların bastırılmasına neden olabiliyor.
Uzmanlar, bu durumun uzun vadede daha derin psikolojik sorunlara zemin hazırlayabileceği uyarısında bulunuyor.
Sosyal medyada öne çıkarılan “fit, enerjik ve disiplinli” bedenlerin özellikle gençler ve kadınlar üzerinde daha yoğun bir baskı oluşturduğu belirtiliyor. Sürekli kıyaslama hâlinin özsaygı düşüklüğü, stres ve depresif duyguları artırabildiğine dikkat çekiliyor.
Uzmanlara göre sağlıklı yaşam ile takıntılı kontrol arasındaki sınır; esneklik, stres seviyesi ve günlük yaşam işlevselliği üzerinden anlaşılabiliyor. Sağlıklı alışkanlıklar keyif vermekten çıkıp bir stres kaynağına dönüştüğünde, sürecin zararlı bir hâl aldığı ifade ediliyor.
Bireylerin bu görünür sağlık baskısına karşı; gerçekçi olmayan beden standartlarının farkına varması, iyi görünmekten çok iyi hissetmeye odaklanması, esnek ve sürdürülebilir alışkanlıklar geliştirmesi ve gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemesi öneriliyor.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |