Mutluluk, üzüntü, korku, şaşkınlık, tiksinme ve öfke Altı temel duygudan biri olan öfke, diğerlerinden farklı olarak daha yoğun bir dışa vurum enerjisi taşır.

Her çocuk doğası gereği öfke hisseder; ancak bazıları bu duyguyu daha hırçın tepkilerle gösterirken, bazıları sessiz kalarak yaşar. Zaman zaman bu durum ebeveynler için yönetilmesi zor bir hal alabilir.
Uzmanlara göre çocuklarda öfke çoğunlukla iki durumda ortaya çıkar: İhtiyaçları karşılanmadığında ve isteklerine ulaşamadığında.
Bu ihtiyaçlar yalnızca açlık, yorgunluk gibi fiziksel gereksinimler değil; sevgi, ilgi, kabul görme, anlaşılma, aidiyet ve yakınlık gibi duygusal beklentileri de kapsar. Fiziksel ya da duygusal ihtiyaçları yeterince karşılanmayan çocuklarda öfke daha sık ve yoğun görülebilir.
Her çocuk öfke hisseder; ancak normal dışı olan öfkenin kendisi değil, saldırgan davranışlardır. Çocuk kendisine, çevresine ya da başkalarına zarar vermeye başladığında bu durum bir uyarı olarak değerlendirilmelidir.
Duygularını tanımayan, bedenindeki öfke belirtilerini fark edemeyen ve duygularını sözle ifade etmeyi bilmeyen çocuklar, öfkelerini saldırganlıkla gösterebilir.
Öfke nöbetleri, beynin işleyişine göre ikiye ayrılır. Alt beyin kaynaklı öfke nöbetleri; açlık, uykusuzluk, hastalık gibi temel ihtiyaçların karşılanmamasıyla ortaya çıkar. Bu durumda çocuk üst beynini kullanamaz ve sakinleşebilmesi için şefkatli, yatıştırıcı bir yaklaşıma ihtiyaç duyar.
Üst beyin kaynaklı öfke nöbetleri ise çocuğun bilinçli olarak sınırları zorladığı, istediğini elde etmeye çalıştığı durumlardır. Bu tür nöbetlerde ebeveynin sakin, net ve tutarlı sınırlar koyması büyük önem taşır.
Öfke kontrolünde doğru rehberlik, duyguyu bastırmak ya da yok saymakla değil, anlamakla başlar. Çocuğun önce ne hissettiğini fark etmesi sağlanmalıdır.
“Kızgın olduğunu görüyorum” gibi ifadelerle duygunun kabul edilmesi, ardından davranışın sınırlandırılması en sağlıklı yaklaşımdır. Duygular serbest bırakılmalı, ancak zarar verici davranışlara izin verilmemelidir.
Tehlike içeren bir davranış söz konusuysa, ebeveyn önce bu davranışı durdurmalı, ardından çocuğun duygusunu güvenli ve zararsız yollarla ifade etmesine yardımcı olmalıdır.
Anlaşıldığını ve kabul edildiğini hisseden çocuk, zamanla bu yaklaşımı içselleştirir ve öfkesini daha sağlıklı biçimde yönetmeyi öğrenir.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |