Günlük lif tüketiminin yetersiz olması; kalp-damar hastalıklarından obeziteye, sindirim problemlerinden bazı kanser türlerine kadar birçok sağlık sorununa zemin hazırlayabiliyor.

Oysa elma, yulaf, sebze, meyve ve kuruyemişler gibi bitkisel besinlerde bulunan lifler, yalnızca bağırsak sağlığı için değil, tüm vücut için büyük önem taşıyor.
Bilimsel araştırmalar, liften zengin beslenmenin sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotası için temel bir unsur olduğunu gösteriyor. Lifler, suda çözünen ve çözünmeyen olmak üzere iki gruba ayrılıyor ve her iki tür de farklı sağlık yararları sağlıyor.
Suda çözünen lifler midede jel oluşturarak tokluk hissini artırıyor, kan şekerinin dengelenmesine ve kolesterolün vücuttan atılmasına katkı sağlıyor.
Aynı zamanda bağırsaktaki faydalı bakterilerin çoğalmasını destekleyerek bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
Suda çözünmeyen lifler ise sindirim sisteminden parçalanmadan geçerek bağırsak hareketlerini hızlandırıyor, kabızlığı önlüyor ve özellikle kalın bağırsak sağlığı açısından koruyucu rol üstleniyor.
Bu iki lif türü genellikle besinlerin içinde birlikte bulunuyor. Örneğin bir meyvenin iç kısmı suda çözünen lif içerirken, kabuğu çözünmeyen lif kaynağı olabiliyor. Bu nedenle liften zengin bir beslenme için besinlerin kabuklarıyla ve bütün halinde tüketilmesi öneriliyor.
Uzmanlara göre yetişkin kadınların günde ortalama 25 gram, erkeklerin ise yaklaşık 38 gram lif alması gerekiyor. Çocuklarda ise 2 yaşından sonra, yaşa ek olarak günlük 5 gram lif tüketimi öneriliyor.
Yeterli lif alınmaması, bitkisel besinlerin az; hayvansal besinlerin ise fazla tüketildiğine işaret ediyor.
Bu durum, kalp-damar hastalıkları, kolesterol yüksekliği, kan şekeri dengesizlikleri ve bazı kanser türlerinin riskini artırabiliyor. Liften zengin beslenme, aynı zamanda sağlıklı kilonun korunmasına ve Akdeniz tipi beslenme alışkanlığının sürdürülmesine katkı sağlıyor.
Bağırsakların “ikinci beyin” olarak tanımlandığına dikkat çeken uzmanlar, bağırsak sağlığının korunmasının genel sağlık üzerinde doğrudan etkili olduğunu vurguluyor. Lifli beslenme sayesinde obezite, kardiyovasküler hastalıklar ve kanser riskinin azalabileceği ifade ediliyor.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |