Doğuştan ya da sonradan gelişebilen skolyoz, her 30 çocuktan birinde görülen ve omurgada eğrilikle seyreden önemli bir hastalıktır.

Tedavi edilmediğinde ilerleyerek yaşam kalitesini düşürebilir. Ancak günümüzde uygulanan cerrahi ve cerrahi dışı yöntemlerle skolyozun kontrol altına alınması mümkündür.
Skolyoz, omurganın üç farklı düzlemde eğrilmesiyle ortaya çıkar. Önden bakıldığında sağa-sola, yandan bakıldığında öne-arkaya olan eğrilikler ile omurganın kendi etrafında dönmesi bu durumu oluşturur.
Omurgadaki 10 derece üzerindeki eğrilikler skolyoz olarak kabul edilir. Hastalık anne karnında başlayabildiği gibi yaşamın her döneminde de görülebilir.
Skolyoz; doğuştan olanlar, nedeni bilinmeyen (idiopatik) olanlar ve yaşlılıkta omurganın yıpranmasına bağlı gelişen dejeneratif skolyoz olarak sınıflandırılır.
En sık görülen tür idiopatik skolyozdur ve genellikle ergenlikten birkaç yıl önce başlar. Bu dönemde omurga hızlı uzadığı için eğrilik de artış gösterebilir.
Erken teşhis tedavide büyük önem taşır. Ergenlik öncesi dönemde çocukların omurga muayenesinden geçirilmesi önerilir. Çocuğun öne eğilmesiyle sırttaki kemik çıkıntılarının düz bir hat üzerinde olup olmadığına bakılabilir.
Omuzlarda dengesizlik, bel kıvrımında asimetri, leğen kemiklerinin farklı seviyelerde olması da skolyoz belirtisi olabilir.
İleri yaşlarda görülen skolyoz ise çocuklukta tedavi edilmemiş eğriliklerin ilerlemesiyle ya da omurganın yaşlanmasına bağlı olarak disklerin bozulması sonucu ortaya çıkabilir. Bu durum sırt ve bacak ağrıları, sinir sıkışmaları ve yürüme mesafesinde azalma gibi sorunlara yol açabilir.
Tedavi yöntemi hastanın yaşına ve eğriliğin derecesine göre belirlenir. Hafif eğriliklerde korse, egzersiz ve fizyoterapi uygulanabilir. Korse özellikle büyüme çağındaki çocuklarda etkilidir.
Daha ileri derecelerde ise cerrahi tedavi gündeme gelir. Omurgadaki eğrilik vida ve çubuklarla düzeltilir, gerekirse omurganın ilerlemesini önlemek için sabitleme işlemi yapılır.
Gelişen cerrahi teknikler sayesinde ameliyat sonrası iyileşme süreci oldukça hızlanmıştır. Hastalar kısa sürede ayağa kalkabilmekte, bir ay içinde yüzmeye başlayabilmekte ve günlük yaşamlarına geri dönebilmektedir. Sinir takip sistemleri sayesinde ameliyat sırasında oluşabilecek riskler de büyük ölçüde azaltılmıştır.
Skolyozda erken tanı ve doğru tedavi, hastalığın ilerlemesini önleyerek sağlıklı bir yaşam sürdürmenin anahtarıdır.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |