Uzmanlara göre küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği, alerjik hastalıkların artmasında önemli bir rol oynuyor.
Polen sezonunun artık daha erken başladığı ve daha uzun sürdüğü belirtilirken, bazı ağaç polenlerinin ocak ayı gibi erken dönemlerde atmosferde tespit edilmeye başlandığı ifade ediliyor.
Yapılan değerlendirmelere göre mevsimler 2 ila 4 hafta öne kaymış durumda. Polen sezonlarının yaklaşık yüzde 60 uzadığı, atmosferdeki polen miktarının ise yüzde 70’e yakın arttığı belirtiliyor. Bu durum, alerjik bireylerin daha uzun süre ve daha yoğun alerjenlere maruz kalmasına yol açıyor.
Dünya genelinde nüfusun yaklaşık üçte birinin alerjik reaksiyonlardan etkilendiği, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 25 ila 30 arasında değiştiği ifade ediliyor.

Uzmanlar, yaşam tarzı, çevresel faktörler ve beslenme alışkanlıkları nedeniyle bu oranın artabileceğine dikkat çekiyor.
Ayrıca gök gürültülü sağanak yağışların da alerji riskini artırabileceği, yağış sırasında parçalanan polenlerin daha küçük partiküllere ayrılarak akciğerlerin derin bölgelerine ulaşabildiği ve “fırtına astımı” olarak bilinen tabloya yol açabildiği belirtiliyor.
Bahar aylarında özellikle ağaç polenlerinin yoğunlaştığı, kavak ve akçaağaç gibi türlerin ardından meşe, çınar ve yüksek alerjik etkiye sahip huş ağacının öne çıktığı ifade ediliyor.
Huş polenlerinin bazı gıdalarla çapraz reaksiyon oluşturabildiği, bunun da ağız ve dudak bölgesinde alerjik belirtilere yol açabildiği bildiriliyor.
Uzmanlar, yıl boyunca farklı polen türlerinin etkili olduğunu, kışın servigillerin, ilkbaharda ağaç polenlerinin, yaz aylarında çayır bitkilerinin ve sonbaharda yabani otların öne çıktığını belirtiyor.
Alerjik bireylerin günlük yaşamlarını planlarken polen tahmin raporlarını takip etmelerinin önemli olduğu vurgulanıyor.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |