Yeni bir araştırma, kronik düşük düzeyli enflamasyonun kalpte yapısal değişikliklere yol açabileceğini ve kalp krizi ile felç riskini artırabileceğini ortaya koydu.
Yaklaşık 488 bin kişinin verilerinin incelendiği araştırmada; kalp taramaları, kan değerleri, genetik bilgiler, vücut yağ oranı ve sosyoekonomik durum, sigara kullanımı, fiziksel aktivite, uyku, beslenme, kaygı, yalnızlık ve hava kirliliği gibi çok sayıda faktör değerlendirildi.
Araştırmada yüksek kronik enflasyonun kalpte daha küçük odacıklar, daha kalın duvarlar ve her kalp atışında daha az kan pompalanmasıyla ilişkili olduğu belirlendi.
Bu değişikliklerin kalp yetmezliğinden önce ortaya çıkabileceği belirtildi.
Enflasyon düzeyi en yüksek yüzde 20'lik gruptaki kişilerin, en düşük yüzde 20'lik gruba kıyasla takip sürecinde kalp krizi veya felç gibi ciddi bir kardiyovasküler olay yaşama olasılığının yüzde 43 daha yüksek olduğu tespit edildi.

Araştırmada ayrıca enflasyon düzeyinin sosyoekonomik dezavantaj ve psikolojik sıkıntıyla da bağlantılı olduğu görüldü.
Bulgular neden-sonuç ilişkisini kanıtlamasa da günlük stres ve yaşam koşullarının kronik enflasyonla, bunun da kalpteki yapısal değişikliklerle ilişkili olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmacılar, genetik faktörlerin de enflamasyona bağlı kalp hasarına karşı kişilerin duyarlılığında rol oynayabileceğini belirtti.
Çalışmanın ilerleyen aşamalarında, kardiyovasküler riskin belirlenmesine yardımcı olabilecek kan testleri ve genetik risk değerlendirmeleri üzerinde çalışılması planlanıyor.
Uzmanlar, kronik enflamasyonun çok sayıda yaşam tarzı ve ekonomik faktörle bağlantılı olduğunu vurgularken, sigara ve obezite gibi bilinen risk faktörlerinin azaltılması, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı beslenmenin kalp sağlığı açısından önem taşıdığını belirtiyor.
(Muhabir: Furkan Öztürkmen) |